| Zaman nasıl akıp gidiyor
| come vola il tempo
|
| İnsanlar maskelerini ne çok seviyor
| Come le persone amano le loro maschere
|
| Yıllarca bir yalanla bir ömür geçiyor da
| Gli anni passano una vita con una bugia
|
| Hiç kimse yok bir tek günü sonuna kadar yaşamaya
| Non c'è nessuno per vivere un solo giorno al meglio
|
| Mecbursun yalnızlığa
| Devi essere solo
|
| Oysa sevgili, bir tek sevgili
| Ma amante, solo amante
|
| Nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini
| Come cambia la realtà del mondo
|
| İçimdeki fırtına ele geçirdi beni
| La tempesta dentro di me ha preso il sopravvento su di me
|
| Bir gün baktım hiç korkmadan aynaya
| Un giorno mi sono guardato allo specchio senza alcuna paura
|
| Orda yeniden gördüm kendimi
| Mi sono visto di nuovo lì
|
| İşte sevgili, bir tek sevgili
| Ecco l'amante, l'unico amante
|
| Nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini
| Come cambia la realtà del mondo
|
| Şimdi asla pişman değilim
| Ora non mi pento mai
|
| Yaşadığım her şeyin bedelini ödedim
| Ho pagato il prezzo di tutto ciò che ho vissuto
|
| Nasıl olsa bir gün gelir duygular bulur yerini
| Ad ogni modo, un giorno, i sentimenti troveranno il loro posto.
|
| Hem cehennem, hem de cennet yeryüzünün mevsimleri
| Stagioni sia dell'inferno che del paradiso terrestre
|
| O kadar şey değişti ki
| Tanto è cambiato
|
| Artık kimse masum değil
| Nessuno è più innocente
|
| Duygular çok eskidi
| Le emozioni sono così vecchie
|
| O zamanlar biz ne güzel çocuklardık
| Che bei bambini eravamo allora
|
| Dünyaya aydınlık gözlerle bakardık
| Eravamo abituati a guardare il mondo con occhi luminosi
|
| Ve işte o zaman kırdığın bu kalp
| Ed è allora che questo cuore hai spezzato
|
| Şimdi kırıyor başka kalpleri
| Ora sta spezzando altri cuori
|
| Aşkta kazanmak dedikleri kaybetmektir bir çok şeyi | Quello che chiamano vincere in amore è perdere molte cose. |