| Ayna gibi karşılıklı çoğalıp giden
| moltiplicando come uno specchio
|
| Kimi zaman habersizce elimden tutan
| A volte inconsapevolmente tenendomi per mano
|
| Gölge gibi adım adım peşimden koşan
| inseguendomi passo dopo passo come un'ombra
|
| İnandığım, alıştığım, paylaştığım, sen vardın
| Ciò a cui credevo, mi ero abituato, condiviso, eri tu
|
| Sevindiğim, aldandığım, avunduğum, sen vardın
| Ero felice, ingannato, consolato, c'eri tu
|
| Yalanımı söylemeden gözümden bilen
| Chi conosce la mia bugia dai miei occhi senza dirlo
|
| Düşeceğim tuzakları önceden gören
| Prevedendo le trappole in cui cadrò
|
| Yalnızlığın ortasında yanımda duran
| In piedi accanto a me in mezzo alla solitudine
|
| İnandığım, alıştığım, paylaştığım, sen vardın
| Ciò a cui credevo, mi ero abituato, condiviso, eri tu
|
| Sevindiğim, aldandığım, avunduğum, sen vardın
| Ero felice, ingannato, consolato, c'eri tu
|
| Oysa şimdi kalbindeki ateşi söndür
| Ma ora spegni il fuoco nel tuo cuore
|
| Öldür unut gitsin diyorsun
| Dici di ucciderlo e dimenticarlo
|
| O kadar kolay olsa unuturdum biliyorsun
| Sai che mi dimenticherei se fosse così facile
|
| İnandığım, alıştığım, paylaştığım, sen vardın
| Ciò a cui credevo, mi ero abituato, condiviso, eri tu
|
| Sevindiğim, aldandığım, avunduğum, sen vardın | Ero felice, ingannato, consolato, c'eri tu |