| Çıktık yine yollara
| Torniamo in strada
|
| Yaşıyor bu sözler
| Queste parole vivono
|
| Anlat hadi onlara
| diciamo loro
|
| Ne diyor bu gözler
| Cosa dicono questi occhi
|
| yollar anlatır her bedende farklı
| modi diversi in ogni corpo
|
| kavgası benide ağlatır yanmayan bu sokak lambası
| questo lampione spento fa piangere anche me
|
| damgasıdır dik yokuş şehre uzak bölgeler köşe başında 10 yaşında kimlik arıyo
| È il segno dei pendii scoscesi, lontano dalla città, dietro l'angolo, alla ricerca di una carta d'identità a 10 anni.
|
| gölgeler doğmayan hayallerin cehennemin tam ortası
| i tuoi sogni senza ombre in mezzo all'inferno
|
| seni de korkuturmu olmayan hayat sigortası ilgisiz bu devletin bak ilgisiz
| Se non ti spaventa, l'assicurazione sulla vita è irrilevante, guarda questo stato, è irrilevante
|
| konutları
| residenze
|
| beşikten atlar uçuruma varoşların umutları
| salta dalla culla nell'abisso le speranze delle periferie
|
| Kapitalist beyinlerin zekasının bi sonucu bu
| Questo è il risultato dell'intelligenza delle menti capitaliste.
|
| dengesiz terazi düşman etti insan oğlunu
| bilance sbilanciate rese nemiche dell'umanità
|
| ve sistem öyledirki bedeni asgeri çalıştırır
| e il sistema è tale da far lavorare il corpo il più basso possibile
|
| öküzde servetiyle görgüsüz sidik yarıştırır
| i buoi pisciano in gara con la sua ricchezza
|
| boldur ülkemin politikayla kuyu kazanları
| ben caldaie del mio paese con la politica
|
| bi günde gündem estetik ve sosyatik sazanları yazarmısın beyazsarayda orucunu
| In un giorno, puoi scrivere le carpe estetiche e sociali in agenda, digiuni alla casa bianca?
|
| bozanları
| spoiler
|
| yazarmısın ki sen yazarmısın basın kitapları
| scrivi che non scrivi libri di stampa
|
| Çıktık yine yollara
| Torniamo in strada
|
| Yaşıyor bu sözler anlat hadi onlara ne diyor bu gözlerkavgalar ve zor yaşam
| Queste parole sono vive, raccontale, cosa dicono questi occhi, lotte e vita dura
|
| sebeb geçim sıkıntısı bir iş bir evdi sadece mutluluk takıntısı
| Il motivo erano difficoltà economiche, un lavoro, una casa, solo un'ossessione per la felicità.
|
| sokaklarında büyüdüm hep adımlarımla büyüdü rap ve yürüdüğümde sahnelerde
| Sono cresciuto per le sue strade, è sempre cresciuto con i miei passi, il rap e quando camminavo sui palchi
|
| belgesel gibiydi hep kulaklarımda senfoni çocuk silah siren sesi dudaklarımda
| era come un documentario, sempre nelle mie orecchie il suono della sirena della pistola del ragazzo sinfonico sulle mie labbra
|
| bir küfür ki bak hayat fakültesi mastırım bu burjuva sanatta gerçek arıyosan
| è una maledizione
|
| gözlerimde cümle çok yazma dilimi biliyosan kalbinizle yüzleşin varsa bölsün
| Non riesco a scrivere molte frasi nei miei occhi Se conosci la mia lingua, affronta il tuo cuore.
|
| uykumu çelik kapıyla korumalar zekana denk çözüm bu mu ülkemizde sayenizde
| custodire il mio sonno con una porta d'acciaio, è questa una soluzione equivalente alla tua intelligenza nel nostro paese grazie a te
|
| gelecek oldu bilmece onur şeref bir erkek ismi değildir ve sadece susmayın
| il futuro è successo enigma onore onore non è un nome maschile e basta non tacere
|
| sanatçılar duydu işte kitleniz söze gelince ortalık stardan hiç geçilmiyor
| Gli artisti hanno sentito che è sempre pieno di stelle quando si tratta del tuo pubblico.
|
| hesap sorun ve kafa yorun duyarlılıkta göreviniz satış düşünce korsan almayın
| chiedi conto e dai la tua mente, il tuo dovere è vendere, non comprare pirati
|
| demekle bitmiyor dinleyin siyasetin tepkisiz esirleri caddelerde boş gezen
| non si limita a dire, ascoltare, prigionieri insensibili della politica che vagano per le strade
|
| çaresiz nesilleri yarattınız ne yaptınız bu topluma bi çıkta gör her sokakta
| hai creato generazioni indifese, cosa hai fatto, vedi questa società in ogni strada
|
| korku her bedende farklı
| La paura è diversa in ogni corpo.
|
| sorgu var
| c'è una domanda
|
| buna kader diyen kesim empati ile izlesin bi çok beden hayalleri ile sahneden
| Chi lo chiama destino dovrebbe guardarlo con empatia, con tanti sogni corporei dal palco.
|
| yok oldular dikkat et hayat sanada böyle tablo çizmesin renklerin değişmesin bu
| sono scomparsi, stai attento
|
| rap sizinle ghettolar
| rap con voi ghetti
|
| Çıktık yine yollara
| Torniamo in strada
|
| Yaşıyor bu sözler
| Queste parole vivono
|
| Anlat hadi onlara
| diciamo loro
|
| Ne diyor bu gözler | Cosa dicono questi occhi |