| Ne güzel yerlerin var
| Che bei posti hai
|
| Dudaklarından koynuma akar
| Scorre dalle tue labbra al mio seno
|
| Korkuyu yıkar, serin sular
| Lava via la paura, fresche acque
|
| Senindir…
| È tuo…
|
| Kopar gider akıl
| la mente se ne va
|
| Sımsıkı sarıl, öperken ısır
| Abbracciati forte, mordi mentre baci
|
| Parmak uçları nasır gezdirir ağır ağır
| I polpastrelli callosi lentamente
|
| Elleri başka tenlere sağır
| Le sue mani sono sorde ad altre pelli
|
| Hiçbir etki altında kalmadan
| senza essere influenzato
|
| Henüz s*yunmadan çırılç*plak kalışım kalışında
| Mentre muoio di fame* placca prima di spogliarmi
|
| Ne güzel yerlerin var bu Eylül akşamında
| Che bei posti avete in questa sera di settembre
|
| Susuyoruz seslerin akışında
| Siamo silenziosi nel flusso dei suoni
|
| Eylemsiz eylem ta onun bakışında
| Azione senza azione è anche nel suo sguardo
|
| Her şey olması gerektiği gibi akışında
| Tutto scorre come dovrebbe
|
| Deniz bize seslenir, zeytin dalında
| Il mare ci chiama, nel ramo d'ulivo
|
| Üzüm mor gece tavında
| Uva nel temperamento notturno viola
|
| Çağırmadan gelmişim bak duruyorum yanı başında
| Sono venuto senza chiamare, guarda, sono in piedi accanto a te
|
| Ne güzel yerlerin var bu Eylül akşamında
| Che bei posti avete in questa sera di settembre
|
| Her şey olması gerektiği gibi akışında
| Tutto scorre come dovrebbe
|
| Deniz bize seslenir, zeytin dalında
| Il mare ci chiama, nel ramo d'ulivo
|
| Üzüm mor gece tavında
| Uva nel temperamento notturno viola
|
| Çağırmadan gelmişim bak duruyorum yanı başında
| Sono venuto senza chiamare, guarda, sono in piedi accanto a te
|
| Ne güzel yerlerin var bu Eylül akşamında
| Che bei posti avete in questa sera di settembre
|
| Her şey olması gerektiği gibi akışında
| Tutto scorre come dovrebbe
|
| Hiçbir etki altında kalmadan
| senza essere influenzato
|
| Henüz s*yunmadan çırılç*plak kalışım kalışında
| Mentre muoio di fame* placca prima di spogliarmi
|
| Ne güzel yerlerin var bu Eylül akşamında
| Che bei posti avete in questa sera di settembre
|
| Susuyoruz seslerin akışında
| Siamo silenziosi nel flusso dei suoni
|
| Eylemsiz eylem ta onun bakışında
| Azione senza azione è anche nel suo sguardo
|
| Her şey olması gerektiği gibi akışında | Tutto scorre come dovrebbe |