| Sığamıyorum (originale) | Sığamıyorum (traduzione) |
|---|---|
| Ne güne ne geceye | Né giorno né notte |
| Nede binbir heceye | Che mille e una sillabe |
| Koskoca şehire sığamıyorum | Non posso stare nella grande città |
| Biriktim uzun zaman | Ho risparmiato per molto tempo |
| Doldum taştım, gök gürültülü yağamıyorum | Sono pieno, non posso tuonare |
| Kara kara düşünüp suçları bölüşüp | rimuginare e dividere i crimini |
| Kendi kendime konuşuyorum | parlo con me stesso |
| Tam alışırken yalnızlığıma | Mi sto solo abituando alla mia solitudine |
| Anılarla savaşıyorum | Sto combattendo i ricordi |
| Özledim onu çok | lui mi manca così tanto |
| İyi mi kötü mü? | Bene o male? |
| Benim kadar canı yanıyor mu? | Fa male quanto me? |
| Aradım kapalı, evde de yoktu | L'ho chiamato, anche lui non era in casa |
| Acaba geceleri geziyor mu? | Viaggia di notte? |
| Bir ihtimalin peşine takılıp | inseguendo una possibilità |
| Mahvoluyorum haberin yok mu? | Sono fottuto, non lo sai? |
| Harcadım hepsini kalbimin artık | Ho speso tutto nel mio cuore ora |
| Ayrılık o kadar ediyor mu? | La separazione vale così tanto? |
