| Long time ago |
| uzun zaman önce |
| The times we had were so and so |
| çok şeye sahip olduğumuz zamanlar |
| It was the worst days of your life |
| hayatımın en kötü günlerindendi |
| So I called your home your so-called father was on the phone |
| evini aradım, senin sözde baban telefondaydı |
| He wasn’t easy to ignore |
| onu görmemezlikten gelmek kolay değildi |
| But we’re all happy cause the streets they’re always there for us |
| ama mutluyduk çünkü sokaklar daima bizim için orada |
| And it’s quite scary when you wake up in the same old clubs |
| aynı eski kulüplerde uyandığında, bu korkunç bi'şey |
| It’s getting darker and I know this time wasn’t meant for us |
| daha da karanlık oluyor ve biliyorum ki bu kez bizim için anlamsız değil |
| So won’t you please please please come back to me |
| lütfen, bana geri dönmeyecek misin |
| But yesterday when i saw your eyes in a black haze |
| dün kara bir siste gözlerini gördüğümde |
| You didn’t even know my name |
| hatta adımı bilemedin |
| So I walked on pretending that you still belong |
| hala bana aitmişsin gibi yürüdüm |
| But it will never be the same no more |
| ama artık, asla aynı olmayacak |
| But we’re all happy cause the streets they’re always there for us |
| ama mutluyduk çünkü sokaklar daima bizim için orada |
| And it’s quite scary when you wake up in the same old clubs |
| aynı eski kulüplerde uyandığında, bu korkunç bi'şey |
| It’s getting darker and I know this time wasn’t meant for us |
| daha da karanlık oluyor ve biliyorum ki bu kez bizim için anlamsız değil |
| So won’t you please please please come back to me |
| lütfen, bana geri dönmeyecek misin |
| It’s like a picture of a loved one in disguise or |
| gizlice sevdiğin birinin bir resmi gibi |
| It’s like finding something pretty in a jar of lies and |
| yalanlar kavonozunda hoş bir şey bulmak gibi |
| If you want just hide your eyes behind your hair |
| saçlarının arkasına gözlerini saklamak istersen |
| But you can’t see me then you can’t find me anywhere |
| beni göremezsin ve beni hiçbir yerde bulamazsın |
| But we’re all happy cause the streets they’re always there for us |
| ama mutluyduk çünkü sokaklar daima bizim için orada |
| And it’s quite scary when you wake up in the same old clubs |
| aynı eski kulüplerde uyandığında, bu korkunç bi'şey |
| It’s getting darker and I know this time wasn’t meant for us |
| daha da karanlık oluyor ve biliyorum ki bu kez bizim için anlamsız değil |
| So won’t you please please please come back to me |
| lütfen, bana geri dönmeyecek misin |
| Come back to me |
| bana geri dön |
| Please please please |
| lütfen, lütfen, lütfen |
| Please Please Please Çeviri, AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. |