| Hep istemiştim başımı omzuna yaslayacağım sevgili
| Ho sempre voluto appoggiare la testa sulla tua spalla, cara
|
| Ona ağlayıp onunla gülmek onunla doyup ona acıkıp
| Piangendo con lui e ridendo con lui
|
| Ona susayıp onunla bakmak onunla duymak
| assetato di lei, guardandola, ascoltandola
|
| Her yere gitmek her şeyi öğrenmek
| vai ovunque impara tutto
|
| Aşka doymadan mutsuz olmadan
| Senza essere pieni d'amore, senza essere infelici
|
| Beraber yaşayıp beraber ölmek istemiştim
| Volevo vivere e morire insieme
|
| Grafik Saati online kültür sanat dergisi
| Graphic Clock rivista online di cultura e arte
|
| Seni o sanmıştım ne kadarda gençtim
| Pensavo fossi così, quanto ero giovane
|
| Masum ve güzeldim şimdi çok yalnızım
| Ero innocente e bella ora sono così solo
|
| Seni o sanmıştım seni o sanmıştım ne kadar yanıldım
| Pensavo fossi quello, pensavo lo fossi, quanto mi sbagliavo
|
| Masum ve güzeldim şimdi çok yalnızım
| Ero innocente e bella ora sono così solo
|
| Yıldız Tilbe şarkıları
| Canzoni di Star Tilbe
|
| Ellerin vardı dokunman için yandığım
| Avevi mani che mi bruciavo al tatto
|
| Gözlerin vardı bakmak için delirdiğim
| Avevi occhi che impazzivo a guardare
|
| Önce farklıydık aşkla bağlıydık sevişirken ağlardık
| Prima eravamo diversi, eravamo collegati dall'amore, piangevamo mentre facevamo l'amore
|
| Sevgin vardı vermediğin şevkatin vardı gizlediğin
| Avevi amore, avevi compassione che non davi, che avevi nascosto
|
| Yatağın vardı uyumak için
| Avevi un letto per dormire
|
| Seni o sanmıştım ne kadarda gençtim
| Pensavo fossi così, quanto ero giovane
|
| Masum ve güzeldim şimdi çok yalnızım yalnızım yalnızım
| Ero innocente e bella ora sono così solo solitario solitario solitario
|
| Seni o sanmıştım ne kadar yanıldım | Pensavo fossi così, quanto mi sbagliavo |