| Bu şehirde bir kadın var, adı bana özel bana özel.
| C'è una donna in questa città, il suo nome è unico per me.
|
| Elleri var küçücük, yüzüyse çiçeklerinden güzel çiçeklerinden güzel.
| Le sue mani sono minuscole, il suo viso è più bello dei suoi fiori.
|
| Kimse bilmez benden başka, bir kalbi var kocaman ama bana özel bana özel bana
| Nessuno lo sa tranne me, ha un cuore grande, ma speciale per me, speciale per me
|
| özel.
| speciale.
|
| Bazen kızar dünyaya ama sadece kendini üzer kendini üzer.
| A volte si arrabbia con il mondo, ma si fa solo male.
|
| Göremezler göremezler. | Non possono vedere, non possono vedere. |
| İzin vermese asla üzemezler üzemezler.
| Se non lo permette, non potranno mai fargli del male.
|
| Çözemezler çözemezler. | Non possono risolverlo. |
| Onun bir düşü var ki; | Ha un sogno che; |
| asla asla bilemezler.
| non lo sanno mai.
|
| Onu neden sevemezler.
| Perché non possono amarlo?
|
| Bilemezler. | Non possono. |
| Hiç hiç sevemezler.
| Non amano mai.
|
| Bazen bakar gökyüzüne o, bulutları izler bulutları izler.
| A volte guarda il cielo, guarda le nuvole, guarda le nuvole.
|
| Kuş olup uçmak, kanat çırpmak, o bulutları geçmek ister geçmek ister.
| Vuole essere un uccello, volare, sbattere le ali, attraversare quelle nuvole.
|
| Yemyeşil çimenlerde sırılsıklam koşmak ister
| Vuole correre immerso nell'erba rigogliosa
|
| Bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister
| Vuole dipingere tutte le strade di questa città grigia in modo colorato
|
| Göremezler göremezler. | Non possono vedere, non possono vedere. |
| Kalbindeki elmasa erişemezler.
| Non possono raggiungere il diamante nel tuo cuore.
|
| Çözemezler çözemezler. | Non possono risolverlo. |
| Onun bir düşü var ki asla asla bilemezler.
| Ha un sogno che non conosceranno mai.
|
| Onu nasıl sevemezler.
| Come possono non amarlo?
|
| Bilemezler. | Non possono. |
| Hiç hiç sevemezler.
| Non amano mai.
|
| Göremezler göremezler. | Non possono vedere, non possono vedere. |
| kalbindeki elmasa erişemezler
| Non possono raggiungere il diamante nel tuo cuore
|
| Çözemezler çözemezler. | Non possono risolverlo. |
| onun bir düşü var ki asla asla bilemezler.
| ha un sogno che non conosceranno mai.
|
| Onu nasıl sevemezler. | Come possono non amarlo? |
| bilemezler hiç hiç sevemezler
| non sanno, non potranno mai amare
|
| Şimdi o, kanatlarını rüzgara açmış, dur diyemezler diyemezler.
| Ora che ha aperto le ali al vento, non possono dire basta.
|
| Yıldızların arasında o kadar parlak ki onu seçemezler seçemezler.
| È così luminoso tra le stelle che non possono sceglierlo.
|
| Başka sularda o şimdi
| In altre acque lo è ora
|
| Başka rüzgarlar arıyor
| Alla ricerca di altri venti
|
| Başka yollara yürüyor
| Cammina per altre strade
|
| Başka… Başka…
| Un altro... Un altro...
|
| Başka sularda o
| in altre acque
|
| Başka rüzgarlar arıyor
| Alla ricerca di altri venti
|
| Başka yollara yürüyor
| Cammina per altre strade
|
| Başka… Başka… | Un altro... Un altro... |