| Bu şehrin meydanlarında, garında, rıhtımında
| Nelle piazze, nelle stazioni, nei porti di questa città
|
| Sensizlik bi' türlü yakamı bırakmıyor
| L'assenza di te non mi lascia mai
|
| Bütün duraklarda, kahvelerde
| A tutte le fermate, nei caffè
|
| Büyük küçük yalanların
| Le tue piccole bugie
|
| Dönüp dönüp vuruyor ansızın beni
| Si gira e mi colpisce all'improvviso
|
| Vuruyor yerden yere
| Colpisce il suolo
|
| Yok ettim salındığın billur aynaları
| Ho distrutto gli specchi di cristallo che fai oscillare
|
| Şimdi uzun uykuların tam zamanıdır
| Ora è il momento dei lunghi sonni
|
| Bir yorgan misali örtündüm yalnızlığı
| Ho coperto la solitudine come una trapunta
|
| Bu yıl da aşk buraya hiç uğramadı
| Quest'anno, l'amore non è mai arrivato qui
|
| Silinsin izim, hiçliğim sokakta kalsın
| Che la mia traccia sia cancellata, che il mio nulla rimanga sulla strada
|
| Gölgemi yakın, bu dünya beni yok saysın
| Brucia la mia ombra, lascia che questo mondo mi ignori
|
| Emanet ettim bıraktığın her şeyi
| Ho affidato tutto ciò che hai lasciato
|
| Dedim: Siz susuz bırakmayın menekşeyi! | Ho detto: non lasciare la violetta senz'acqua! |