| Keşke İnsanlar bir olsa
| Vorrei che gli umani fossero uno
|
| Barış bütün Dünya'ya hakim olsa
| Se la pace governa il mondo intero
|
| İnsanlar kan diye bir şey bilmese
| Se la gente non sapesse del sangue
|
| Gariplik kalksa, kapansa el kapıları
| Se l'estraneità è sollevata, se le porte della mano sono chiuse
|
| Bütün insanlar ellikten çıksa
| Se tutte le persone fossero fuori controllo
|
| Bizim yemen ellerine benzedin
| Sembri le nostre mani yemenite
|
| Alamanya sana giden dönmüyor
| Alamanya non torna da te
|
| Çok mu tatlı geldi el kapıları?
| È troppo dolce, porte a mano?
|
| Alamanya sana giden dönmüyor
| Alamanya non torna da te
|
| Gelmiyor, gelmiyor, dönmüyor, bilmiyor, haber salmıyor
| Non viene, non viene, non torna, non sa, non denuncia
|
| Eli, meli yoktur gerçi insanın
| Anche se una persona non ha le mani
|
| Garipler doludur hayımın hanın
| È pieno di estranei, mia cara locanda
|
| Uy be hey ikilik çıkası canın
| Svegliati
|
| Alamanya sana giden dönmüyor
| Alamanya non torna da te
|
| Dönmüyor, gelmiyor, dönmüyor
| Non sta tornando, non sta tornando
|
| Alamanya sana giden dönmüyor
| Alamanya non torna da te
|
| Gelmiyor, gülmiyor, bilmiyor
| Non viene, non ride, non lo sa
|
| Para gelmiş Mehmet’inden eşşeğe
| Il denaro è arrivato da Mehmet all'asino
|
| Çocuklar çekilmiş kalmış köşeye
| I bambini sono bloccati nell'angolo
|
| Yavrular babasız nasıl yaşaya?
| Come possono vivere i cuccioli senza un padre?
|
| Alamanya sana giden dönmüyor
| Alamanya non torna da te
|
| Gelmiyor, dönmüyor, gelmiyor, bilmiyor, gülmüyor
| Non viene, non torna, non viene, non sa, non sorride
|
| Alamanya sana giden dönmüyor
| Alamanya non torna da te
|
| Gelmiyor, gelmiyor, dönmüyor
| Non sta arrivando, non sta arrivando, non sta tornando
|
| Aman yıkılası oy kula kulluk
| Voto venerabile
|
| Gelinler ağladı, türedi dulluk
| Le spose piansero, nacque la vedovanza
|
| Mahzuni der bütün sebep yoksulluk
| Mahzuni dice che tutta la ragione è povertà
|
| Alamanya sana giden gelmiyor
| Alamanya non viene da te
|
| Dönmüyor, gelmiyor, dönmüyor, bilmiyor, gelmiyor
| Non viene, non viene, non torna, non sa, non viene
|
| Mektup salmıyor | Non rilasciare una lettera |