| Binbir hasret yumağı oluştu aramızda
| Mille palle di desiderio si sono formate tra noi
|
| Dolaşıp duruyor, çözülmüyor hala çözemedim hala
| È andato in giro, ancora irrisolto, non riesco ancora a capirlo
|
| Senden uzaklaştıkça yaklaşmalıyım sana
| Mentre mi allontano da te, devo avvicinarmi a te
|
| Düşsem yollara, gelsem oralara, yanına kollarına
| Se cado per le strade, se vengo lì, accanto a te tra le tue braccia
|
| Sarsam sarılsam doyasıya
| Se tremo, se abbraccio, al massimo
|
| Sever sevdirir çile çektirir
| L'amante fa soffrire l'amore
|
| Bize hoş gelir yaşanası dünya
| Benvenuti nel mondo vivibile
|
| Bugün ağlatsa yarın güldürür
| Se piangi oggi, domani ti farà ridere
|
| Yine hoş gelir yaşanası dünya
| Bentornato, mondo vivibile
|
| Eğrisiyle doğrusuyla, acısıyla tatlısıysa
| Se è giusto con la curva, dolce con l'amaro
|
| Oyalar bizi dostla düşmanla, yalan dolanla
| Occupaci di amici e nemici, menti
|
| Güzeliyle çirkiniyle şu bozuk düzeniyle
| Con la sua bellezza e il suo brutto, con il suo ordine corrotto
|
| Savaştırır bizi kendi kendimizle
| ci fa combattere con noi stessi
|
| Ne geçer elimize, derdin sevincin yanısıra
| Cosa otteniamo, i tuoi problemi sono oltre alla tua gioia
|
| Bugün çok verse yarın az verir
| Se dà molto oggi, darà meno domani.
|
| Bana boş gelir yaşanası dünya
| Il mondo vivibile mi sembra vuoto
|
| Mutluluk varsa gözyaşı nedir
| Se c'è la felicità, cosa sono le lacrime?
|
| Beni güldürme yaşanası dünya | fammi ridere, vivi il mondo |