| Belki çocukluktan kalan
| Forse dall'infanzia
|
| Küçücük bir hikayenin
| una piccola storia
|
| Ardından gitmek içindir uykular
| Allora il sonno è andare
|
| Belki yaşanmamış yaşanacak
| Forse non accadrà
|
| Onca hayal peşinden koşmak içindir
| Per inseguire tanti sogni
|
| Bütün masallar.
| Tutte le favole.
|
| Uyan uykundan çok uyursan herşey geçer yaşanmadan
| Svegliati, se dormi più del tuo sonno, tutto passerà prima che tu viva
|
| Uyan güzel uykundan ne kadar tatlı da olsa hayat
| Svegliati dal tuo buon sonno, non importa quanto sia dolce la vita
|
| Uykuyla geçmez yaşanacak o kadar çok şey,
| Tante cose che non andranno via con il sonno,
|
| Anlayacak anlatacak çok hikaye var aklımda.
| Ho così tante storie da raccontare.
|
| Ama sen uyursan kime anlatırım
| Ma se dormi, a chi lo dico?
|
| Sen gözlerin kapalı kalırsan kime…
| Se stai con gli occhi chiusi, a chi?
|
| Çok uyursan gözlerin mahmur kalır,
| Se dormi troppo, i tuoi occhi saranno stanchi,
|
| Güneş ısıtmaz kirpiklerini.
| Il sole non scalda le ciglia.
|
| Uyan uykundan güzel kız
| Svegliati dal tuo sonno bella ragazza
|
| İçi güzel yüzü güzel canı çok şeker. | Ha un bel viso e un'anima dolcissima. |