| Hiç vakit kaybetmiyoruz, hemen ilk yarışmacımızı alıyoruz
| Non perdiamo tempo, prendiamo subito il nostro primo concorrente
|
| Gel bakalım Can, senden başlayalım
| Dai, Can, cominciamo da te.
|
| Mikrofona alışmak kolay değildir, yavaş yavaş
| Abituarsi al microfono non è facile, lentamente
|
| Hoş geldin Can
| benvenuto Can
|
| Yeah, yeah, ah, ah, ya patience
| Sì, sì, ah, ah, pazienza
|
| Bi' de o taraftan sorayım
| Mi permetta di chiedere da quella parte
|
| Yeah, yeah
| Yeah Yeah
|
| Merhaba Can
| ciao Can
|
| Anlatacak bir şey yoksa iyi saçmala (İyi saçmala)
| Se non c'è niente da dire, beh stronzate (buone stronzate)
|
| Dünden aynı yarınlarım bakma aynaya (Lan!)
| Non guardarti allo specchio, i miei stessi domani di ieri (Accidenti!)
|
| Kimse anlamaz ki mesele ne mesela?
| Nessuno capisce qual è il problema, per esempio?
|
| Benle kapışmadan git ve oku kendine sela
| Vai a leggere prima di combattere con me
|
| Gezerim fare gibi sokaklarda, zehirlenip ölmüyorum
| Vago per le strade come un topo, non mi avveleno e muoio
|
| Doktoru dinliyorum, hiç lafını bölmüyorum
| Ascolto il dottore, non lo interrompo mai
|
| Her gün kalbime pompalı tüfek dayalı gibi
| È come se ogni giorno fosse basato su un fucile nel mio cuore
|
| Öldü köpeklerim, nereye gömüldüğünü bilmiyorum
| I miei cani sono morti, non so dove sia sepolto
|
| Benim hayatımdı (Hayatımdı), şimdi başkalarının
| Era la mia vita (era la mia vita), ora è di qualcun altro
|
| Bir saçmalık daha, alçaklara başkaldıralım
| Ancora una stronzata, ribelliamoci ai bastardi
|
| Kafam kalbimden kırık değilken hadi yapalım
| Facciamolo finché la mia testa non è rotta
|
| Sonra siktir ol git bakma bana kötü adamım
| Allora vaffanculo, non guardarmi, sono il cattivo
|
| Benim doğrularım yok oğlum (Yok), yanlışlarım yok (Yok)
| Non ho ragione (No), non ho ragione (No)
|
| Gördüm çocukları kuytularda yanmış canı çok
| Ho visto i bambini bruciati negli angoli
|
| Bakma fazla gözlerime kaparsın mikrop
| Non guardare troppo, catturerai il mio sguardo, microbo
|
| Ararsam birazcık huzur lazım, sana mikroskop (Ya patience) | Ho bisogno di un po' di pace se chiamo, microscopio (Ya pazienza) |