| Bastı ezdi ayaklarıyla, yalandan ağlıyor sahte gözyaşı bunlar
| Ha calpestato con i piedi, stanno piangendo lacrime finte
|
| Kopardı attı dalından, fırlattı uzaklara, sakın inanma
| Lo strappò dal suo ramo, lo gettò via, non crederci
|
| Yalanları yapıştırmış dudaklarına, dualarında hep kendi
| Ha incollato bugie alle sue labbra, nelle sue preghiere ha sempre le sue
|
| Başkasının derdi, umurunda değil ki, tek düşündüğü kendi
| Non gli importa dei problemi di nessun altro, tutto quello che gli interessa è se stesso
|
| Ateşte olsa yer, mezarı boş bulduğu yer
| Il luogo è nel fuoco, il luogo dove trova la tomba vuota
|
| Düşünüyorsun o halde varsın, kendini düşünen bir adamsın (hodbin)
| Pensi, quindi esisti, sei un uomo auto-pensante (hodbin)
|
| Aklında bir hinlik, cinlik, ama at bir binlik desem yok
| Hai una fessura, un genio nella tua mente, ma non ho un cavallo se dico mille
|
| Beş kuruşun peşinde hep üç kuruşluk adamsın (hodbin)
| Sei sempre un uomo da tre penny che insegue cinque centesimi (hodbin)
|
| Yak bu dünya alev alsın, ben bıraktım sana kalsın
| Lascia che questo mondo prenda fuoco, l'ho lasciato a te
|
| Paraya tapan, ruhunu satan, haramı kus da gel
| Adorare denaro, vendere la tua anima, vomitare l'haram e vieni
|
| Kanatmış suratını tırnaklarıyla, hırsına gömülmüş kraldır o kendi karanlığında
| È il re sepolto nella sua avidità, la sua faccia sanguinante con le sue unghie
|
| Sarılmış yılana bilerek, üste çıkmak için ezerek
| Schiacciandolo apposta per farlo salire in superficie
|
| Insanları üzerek, mutlu olan o, senden başka değerli yok mu söyle
| La sua gente è arrabbiata, lui è quello felice, dimmi, non c'è niente di più prezioso di te?
|
| Düşünüyorsun o halde varsın, kendini düşünen bir adamsın (hodbin)
| Pensi, quindi esisti, sei un uomo auto-pensante (hodbin)
|
| Aklında bir hinlik, cinlik, ama at bir binlik desem yok
| Hai una fessura, un genio nella tua mente, ma non ho un cavallo se dico mille
|
| Beş kuruşun peşinde hep üç kuruşluk adamsın (hodbin)
| Sei sempre un uomo da tre penny che insegue cinque centesimi (hodbin)
|
| Yak bu dünya alev alsın, ben bıraktım sana kalsın | Lascia che questo mondo prenda fuoco, l'ho lasciato a te |