| Şık latife de kişinin teki senin gibi, benim gibi
| Latife elegante anche una persona come te, come me
|
| Ancak şık latife değişik biri
| Tuttavia, l'elegante latife è diverso.
|
| Sabahları genellikle geç kalkar, portakal suyu içer
| Di solito si alza tardi la mattina, beve succo d'arancia
|
| Ekmek yememesini öğütlemişler, şişmanlarmış
| Gli consigliarono di non mangiare il pane, erano grassi
|
| Şık latifenin en iyi dostu aynalar, aynalar söyler
| Gli specchi, dicono gli specchi, sono i migliori amici dello scherzo alla moda
|
| Hep o dinler, konuşulanlarsa güzellikler
| Ascolta sempre, si parla di bellezze
|
| Öğleden sonra Minür telefon eder, geçen akşamlarını
| Nel pomeriggio, Minür chiama e trascorre le sue serate.
|
| Konuşurlar
| parlano
|
| Bazen buluşup bir yerde otururlar
| A volte si incontrano e si siedono in un posto
|
| Şık latife haftanın yedi akşamı, yedi ki? | Latife alla moda sette sere a settimana, sette? |
| iyle çıkar
| vieni fuori con
|
| Doğrusu şık kadındır şık latife heryerde söylerler
| In effetti, è una donna alla moda, lo dicono ovunque.
|
| Şık latife sabaha karşı yatar, boyası temizlenmiş
| L'elegante latife va a letto prima del mattino, la sua vernice è stata pulita
|
| Gerçek yüzü ve bir geceliğiyle latifedir artık
| Con la sua vera faccia e una camicia da notte, ora è uno scherzo
|
| Latife, dayanamaz yalnızlyğa hemen uyur
| Latife non sopporta la solitudine, si addormenta subito
|
| Hemen uyur, hemen uyur, hemen uyur | dormi presto, dormi presto, dormi presto |