| Değdi mi, boyun eğdi mi?
| Ne è valsa la pena, ha ceduto?
|
| Ceza geldi mi, başın göğe erdi mi?
| È arrivata la punizione, la tua testa ha raggiunto il cielo?
|
| Haram lokmaları dizdiniz, boğazda kalmasın, itin
| Hai allineato i morsi proibiti, non soffocare, spingi
|
| Tatlı dilin önemi yok, bitin
| La tua dolce lingua non ha importanza, falla finita
|
| Sokaklardaki bu gerçeğin, çekene sor
| Chiedi al tiratore di questo fatto per le strade
|
| Çekene zor, çekene kor alev
| È difficile
|
| Yandı gözler, sabahlara kadar çalışan eller
| Occhi bruciati, mani che lavorano fino al mattino
|
| Evler ekmek bekler, gecekondu ve viraneler
| Le case aspettano pane, baraccopoli e desolazioni
|
| Aş yedirememiş bebeğine üzgün anneler
| Madri tristi per il loro bambino non nutrito
|
| On sekiz saat mesai, üç kuruş da para
| Diciotto ore di lavoro, tre centesimi
|
| Sabahlara kadar sokakta yapılan işporta, el arabasıyla kıt kanaat geçim,
| Andare ambulante fino al mattino, vivere a malapena con le carriole,
|
| her türlü fatura dert, hayat sert, kim ola mert, yo?
| Tutti i tipi di conti sono guai, la vita è dura, chi ola mert, yo?
|
| Siftahsız bekleyişler, bacak yoran yokuşlar, inişler, sokakta alın teriyle para
| Attese poco lusinghiere, faticose salite, discese, soldi sudati per strada
|
| beklemekteler
| stanno aspettando
|
| Ek iş çevirenler, ev geçindirenler, sokak sanatı bu beğenmeyenler
| Chi fa un lavoro aggiuntivo, chi si guadagna da vivere, chi non ama questa street art
|
| Sokak bir armoni, aynı seremoni
| La strada è un'armonia, la stessa cerimonia
|
| Dinle sen dünyayı sanki yırtık ayakkabı
| Ascolta il mondo come se le scarpe strappate
|
| Geceler çok katı, kalmadı hiç tadı
| Le notti sono così solide, non c'è più gusto
|
| Gece gündüz mücadele işte sokak sanatı
| Lotta giorno e notte qui è street art
|
| Sokak bir armoni, aynı seremoni
| La strada è un'armonia, la stessa cerimonia
|
| Dinle sen dünyayı sanki yırtık ayakkabı
| Ascolta il mondo come se le scarpe strappate
|
| Geceler çok katı, kalmadı hiç tadı
| Le notti sono così solide, non c'è più gusto
|
| Gece gündüz mücadele işte sokak sanatı
| Lotta giorno e notte qui è street art
|
| Boş boşuna koşma, hoşuna gitti kuş bakışı bakma, yaklaş taşına sadık olana,
| Non correre invano, non guardarlo a volo d'uccello, avvicinati a colui che è fedele alla tua pietra,
|
| aşına terini katana
| non sudare
|
| Savaşı yaklaş da seyret
| Avvicinati e guarda la guerra
|
| Sokaktaki mücadele benzemez seninkine
| La lotta in strada non è come la tua
|
| Nerede kaldı el emeği, göz nuru, alın teri?
| Dov'è il lavoro manuale, la luce degli occhi, il sudore della fronte?
|
| Ağrımakta beli, sırtta çuval, yaşı da elli, nasırlanmış elleri, helal kazanmış
| Gli fa male la schiena, ha un sacco sulla schiena, ha cinquant'anni, le sue mani sono callose, ha guadagnato halal
|
| bu besbelli
| questo ovviamente
|
| Sırtlan, akbaba, çakal gibi leş yiyen, hazıra konmak isteyen, emek sömüren,
| Mangiando spazzini come iene, avvoltoi, sciacalli, volendo essere pronti, sfruttando il lavoro,
|
| hortumu emen, dualar hemen gebermesi için, simitçinin, çöpçünün vesaire
| succhiare il tubo, preghiere per morire immediatamente, produttore di bagel, netturbino, ecc.
|
| (vesaire)
| (eccetera.)
|
| Sokaktaki sanatçı ödül almaz
| L'artista per strada non riceve un premio
|
| Hak eder ve kazanır, kıt kanaat olsa da ya sabır, ya sabır
| Si merita e vince, anche se limitato, o pazienza o pazienza
|
| Döküldü terler her zaman sapır sapır
| Il sudore versato vaga sempre
|
| Kar da olsa gene soğuk terler boşalır
| Anche se è neve, il sudore freddo va comunque via
|
| Sokak bir armoni, aynı seremoni
| La strada è un'armonia, la stessa cerimonia
|
| Dinle sen dünyayı sanki yırtık ayakkabı
| Ascolta il mondo come se le scarpe strappate
|
| Geceler çok katı, kalmadı hiç tadı
| Le notti sono così solide, non c'è più gusto
|
| Gece gündüz mücadele işte sokak sanatı
| Lotta giorno e notte qui è street art
|
| Sokak bir armoni, aynı seremoni
| La strada è un'armonia, la stessa cerimonia
|
| Dinle sen dünyayı sanki yırtık ayakkabı
| Ascolta il mondo come se le scarpe strappate
|
| Geceler çok katı, kalmadı hiç tadı
| Le notti sono così solide, non c'è più gusto
|
| Gece gündüz mücadele işte sokak sanatı
| Lotta giorno e notte qui è street art
|
| Kaç taksici canından oldu para için
| Quanti tassisti sono morti per soldi?
|
| Kanı donmuş sıfırın altında beyinler yüzünden?
| A causa di cervelli sotto zero congelati?
|
| Bu kadar kolay mı, kimi için bu olay mı, keyfi tıkır olan acaba bunları duyar
| È così facile, è un evento per alcuni, chi è di buon umore lo sentirà.
|
| mı?
| è?
|
| Kahpeler, kahpe zihniyetleriyle içimizdeler
| Le femmine sono dentro di noi con la loro mentalità da puttana
|
| Sabahlara kadar yırtınırcasına çalışıp ezilen, evine bir lokma ekmek götüren
| Quello che lavora duro fino al mattino e porta un boccone di pane a casa sua.
|
| herkes sanatçıdır benim için sokak içinde
| tutti sono artisti per me in strada
|
| Dikkat edin, saygı gösterin, iyi seyredin
| Presta attenzione, rispetto, guarda bene
|
| Düşünün ve takdir edin
| Considera e apprezza
|
| Ödüllendirin; | Ricompensa; |
| sokak sanatı bu, inkâr etmeyin, ezeli ve ebedi sanattır bu
| questa è street art, non negarlo, è arte eterna
|
| reddetmeyin
| non rifiutare
|
| Sokak bir armoni, aynı seremoni
| La strada è un'armonia, la stessa cerimonia
|
| Dinle sen dünyayı sanki yırtık ayakkabı
| Ascolta il mondo come se le scarpe strappate
|
| Geceler çok katı, kalmadı hiç tadı
| Le notti sono così solide, non c'è più gusto
|
| Gece gündüz mücadele işte sokak sanatı
| Lotta giorno e notte qui è street art
|
| Sokak bir armoni, aynı seremoni
| La strada è un'armonia, la stessa cerimonia
|
| Dinle sen dünyayı sanki yırtık ayakkabı
| Ascolta il mondo come se le scarpe strappate
|
| Geceler çok katı, kalmadı hiç tadı
| Le notti sono così solide, non c'è più gusto
|
| Gece gündüz mücadele işte sokak sanatı | Lotta giorno e notte qui è street art |