| "Ne kadar oldu bu hayata geleli?"
| "Quanto tempo è passato da quando è venuto in questa vita?"
|
| "Söyle, ne olacaksın büyüyünce?"
| "Dimmi, cosa sarai da grande?"
|
| Diye sorulan sorular tarih oldu
| Le domande poste sono storia
|
| Ama senin kafan hâlâ dolu
| Ma la tua testa è ancora piena
|
| İşte benim, işte senin, işte onun diye
| Eccomi, ecco il tuo, ecco lei
|
| Paylaşıyorsun hayatı üç kuruş sevginle
| Condividi la vita con i tuoi tre centesimi d'amore
|
| Ne? | Che cosa? |
| O da mı aldattı seni be?
| Ha tradito anche te?
|
| E? | A? |
| Ne kaldı geriye?
| Cos'è rimasto?
|
| Bak sen ne yazık ki klasik bir tablosun dostum
| Senti, sei un dipinto classico, sfortunatamente, amico mio.
|
| Ne yaparsan yap boşsun
| Qualunque cosa tu faccia, sei libero
|
| Tamam okumuşsun, ama yetmez, sadece bununla dertler bitmez
| Ok l'avete letto, ma non basta, è solo che i guai non finiscono
|
| (Devam edeceksin yalandan yaşamaya)
| (Continuerai a vivere una bugia)
|
| Çıkacaksın kabuğundan, bunalımdan kurtaracaksın kendini
| Uscirai dal tuo guscio, ti salverai dalla depressione
|
| Ona göre yaşamayı bırakıp döneceksin gerçeklere
| Smetterai di vivere secondo lui e tornerai alla realtà.
|
| Ama önce
| Ma prima
|
| Bir kadın çizeceksin
| Disegnerai una donna
|
| Onun gibi bırakıp gitmeyecek
| Non se ne andrà come lui
|
| Saklayıp gömeceksin (ki senden başka)
| Ti nasconderai e seppellirai (diverso da te)
|
| Kimseler sevemeyecek
| Nessuno amerà
|
| Şimdi bunlar yetmez gibi bir de kendini aşka mı bıraktın, hadi be
| Ora, come se non bastassero, ti sei dato all'amore, dai
|
| Bırak adam gibi şeylerle uğraşmayı
| Smettila di scherzare con le cose come un uomo
|
| Herkes gibi takıl yaşa hayatını
| Vivi la tua vita come tutti gli altri
|
| Takılamıyorsan bile rol yap, ne yap et ama yarat kendi yalan dünyanı
| Anche se non puoi uscire, fingere, qualunque cosa tu faccia, ma creare il tuo mondo falso
|
| Çünkü bunlar para ediyor baksana sevgi bile yalan olmuş
| Perché questi sono soldi, guarda, anche l'amore è una bugia
|
| Piyasada kavrulmuş, herkes kudurmuş
| Arrostiti al mercato, sono tutti matti
|
| Canım dediğin bile arkandan vurmuş
| Anche quello che hai detto caro ti ha colpito alla schiena
|
| Tüm bunları bilerek yaşa ve sakın
| Vivi sapendo tutto questo e non farlo
|
| Ama sakın içindekileri tüketeyim deme
| Ma non dirmi di consumare quello che c'è dentro
|
| (Devam edeceksin yalandan yaşamaya)
| (Continuerai a vivere una bugia)
|
| Bir gün gelecek göstereceksin kendini, sevgini, neler istediğini
| Un giorno mostrerai te stesso, il tuo amore, quello che vuoi
|
| Şimdilik alacaksın eline kalemi, kusacak dökeceksin nefretini
| Per ora prenderai la penna in mano, vomiterai e verserai il tuo odio
|
| Bir kadın çizeceksin
| Disegnerai una donna
|
| Onun gibi bırakıp gitmeyecek
| Non se ne andrà come lui
|
| Saklayıp gömeceksin (ki senden başka)
| Ti nasconderai e seppellirai (diverso da te)
|
| Kimseler sevemeyecek
| Nessuno amerà
|
| Birden duracaksın soracaksın kendine
| Ti fermerai all'improvviso e ti chiederai
|
| Neden bu düzen böyle, neden herkes sahte
| Perché è così, perché sono tutti falsi
|
| Sonra bakacaksın, göreceksin çaren yok
| Allora guarderai, vedrai, non hai scelta
|
| Devam edeceksin yalandan yaşamaya
| Continuerai a vivere una bugia
|
| Bir kadın çizeceksin
| Disegnerai una donna
|
| Onun gibi bırakıp gitmeyecek
| Non se ne andrà come lui
|
| Saklayıp gömeceksin (ki senden başka)
| Ti nasconderai e seppellirai (diverso da te)
|
| Kimseler sevemeyecek
| Nessuno amerà
|
| Bir gün gelecek göstereceksin kendini, sevgini, neler istediğini
| Un giorno mostrerai te stesso, il tuo amore, quello che vuoi
|
| Şimdilik (kimseler sevemeyecek) alacaksın eline kalemi, kusacak dökeceksin
| Per ora (nessuno amerà) prenderai la penna in mano, vomiterai e verserai
|
| nefretini
| il tuo odio
|
| Çıkacaksın kabuğundan, bunalımdan kurtaracaksın kendini
| Uscirai dal tuo guscio, ti salverai dalla depressione
|
| Ona göre yaşamayı bırakıp döneceksin, döneceksin
| Smetterai di vivere secondo lui e tornerai, tornerai
|
| Bırakıp döneceksin gerçeklere
| Te ne andrai e tornerai alla verità
|
| Bir gün gelecek göstereceksin kendini, sevgini, neler istediğini
| Un giorno mostrerai te stesso, il tuo amore, quello che vuoi
|
| Şimdilik (kimseler sevemeyecek) alacaksın eline kalemi, kusacak dökeceksin nefretini
| Per ora (nessuno amerà) prenderai la penna in mano, vomiterai e verserai il tuo odio
|
| Çıkacaksın kabuğundan, bunalımdan kurtaracaksın kendini
| Uscirai dal tuo guscio, ti salverai dalla depressione
|
| Ona göre yaşamayı (kimseler sevemeyecek) bırakıp döneceksin gerçeklere | Secondo lui, smetterai di vivere (nessuno amerà) e tornerai alla realtà. |