| Yalnızlık Senfonisi (originale) | Yalnızlık Senfonisi (traduzione) |
|---|---|
| Anladım, sonu yok yalnızlığın. | Capisco, non c'è fine alla solitudine. |
| Her gün çoğalacak. | Si moltiplicherà ogni giorno. |
| Her zaman böyle miydi? | È sempre stato così? |
| Bilmiyorum... | Non lo so... |
| Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak. | Era come se piangere da bambino fosse intoccabile. |
| Alışır her insan alışır zamanla, | Tutti ci si abituano col tempo, |
| Kırılıp incinmeye. | Essere rotto e ferito. |
| Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp, | Perché l'ordinario è distrutto e distrutto, |
| Yeniden ayağa kalkmak. | Per rialzarsi. |
| Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte. | La mia solitudine è in agguato sul mio cammino, in attesa. |
| Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette. | Il dolore veglia su di me. |
| Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum... | Sto aspettando, aspettando, aspettando... |
| Hadi gelin üstüme korkmuyorum! | Dai, non ho paura! |
| Bulutlar yüklü. | Le nuvole sono caricate. |
| Ha yağdı ha yağacak üstümüze. | Sta piovendo, pioverà su di noi. |
| Hasret... | desiderio... |
| Yokluğunla ben baş başayız. | Sono solo con la tua assenza. |
| Nihayet... | Infine... |
