| Geçen yıllar, geçerken uğradılar yine geçende
| Passarono gli anni, passarono di nuovo in passato
|
| Onlar anlatırken içim geçer de
| Mentre parlano, sto sbavando
|
| Bu içimden geçenler gelir geçer de
| Queste cose che passano attraverso di me vanno e vengono
|
| Geç bunları içim desem de, geç kalınmış bazı şeyler için de
| Anche se dico che è tardi per berli, ma anche per alcune cose che sono in ritardo
|
| Ne için için içini yer de, kime içini döksen nerde
| Dove sospiri per cosa, a chi versi il tuo cuore?
|
| Geçersizleşiyor kurallar geçimsizlik geçmediğinde
| Le regole diventano non valide quando l'incompatibilità non viene superata
|
| Geçerim es geçiştirmek istediğimde
| Passo quando voglio saltare
|
| Geçit bulurum bir şekilde, geçmeyi dilediğimde
| In qualche modo trovo un modo, quando desidero passare
|
| Gerçek, bilmeyi istediğin müddetçe senle yanında
| La verità è con te finché vuoi saperlo
|
| Bir hayalet gibi dolanırken kimse değil ki farkında
| Vagando come un fantasma, nessuno se ne accorge
|
| Geçerli sebepler fabrikası seri üretiminde
| Motivi validi fabbrica in serie
|
| Peki şu yalanlar kimin denetiminde
| Allora chi ha il controllo di queste bugie?
|
| İnsanın ne kadar ucuz olduğunu anlardın olsa fiyat etiketi üstünde
| Se potessi capire quanto costa una persona a buon mercato, il cartellino del prezzo è su di essa.
|
| Üstüne üstlük, ikinci el insanlar vitrinde
| Inoltre, sono in mostra persone di seconda mano
|
| Barkodları üzerlerinde
| codici a barre su di essi
|
| Sen aklına ihanetinle en büyük suçu işledin gözümde
| Hai commesso il crimine più grande con il tradimento della tua mente nei miei occhi.
|
| Sorun var, sorunlar ve sorular ardından
| C'è un problema, dopo i problemi e le domande
|
| Kaçamıyor insan aklında kurduklarından bir an
| Non si può sfuggire per un momento a ciò che hanno stabilito nelle loro menti.
|
| Ya değilse sandığım gibi, ya daha da kötüyse sandığımdan
| E se non fosse come pensavo, o se fosse peggio di quanto pensassi
|
| Sorun var bulamadığımdan
| Non riesco a trovare il problema
|
| Sorun var, sorunlar ve sorular ardından
| C'è un problema, dopo i problemi e le domande
|
| Kaçamıyor insan aklında kurduklarından bir an
| Non si può sfuggire per un momento a ciò che hanno stabilito nelle loro menti.
|
| Ya değilse sandığım gibi, ya daha da kötüyse sandığımdan
| E se non fosse come pensavo, o se fosse peggio di quanto pensassi
|
| Sorun var bulamadığımdan
| Non riesco a trovare il problema
|
| Yaşadığım günün içindeyim yaşamadıklarımı düşünerek
| Sono nel giorno in cui vivo pensando a ciò che non ho vissuto
|
| Hafifli, ağırlı yaşamış olduklarım bu yaşıma gelene denk
| Ciò che ho vissuto leggermente o pesantemente è equivalente a quelli che arrivano alla mia età.
|
| Yaş pastalar, yaşlı gözler
| Torte fresche, occhi vecchi
|
| Yaşa bakmayan yanlışlar, yanlış anlaşılmalar
| Errori senza età, incomprensioni
|
| Sahibinden bıkmış tasmalar
| Guinzagli stanchi del loro proprietario
|
| Başkalarının dünyalarında yaşayıp
| vivere nei mondi di altre persone
|
| Kendi dünyasından taşınanlar
| Coloro che si sono trasferiti dal proprio mondo
|
| Fazlasıyla aşıranlar, kandırmayı başaranlar, yalanlarıyla yarışanlar
| Chi plagia, chi riesce ad ingannare, chi gareggia con le proprie bugie
|
| Kirli oyunlarda tertemizce çocuklarken biz
| Quando eravamo bambini immacolati nei giochi sporchi
|
| Hayat susamlı, sımcıcak bir simit gibiydi leziz
| La vita era deliziosa come un caldo bagel al sesamo.
|
| Kimiz, neyiz, biz neyiz reis
| Chi siamo, cosa siamo, cosa siamo capo
|
| Kiminiz uçağını infilaka sürükleyen pilot gibi
| Alcuni di voi sono come il pilota il cui aereo è esploso.
|
| Bilim kurgu filminden fırlak dijital robot gibi kimimiz
| Alcuni di noi sono come un robot digitale uscito da un film di fantascienza.
|
| Bunalımda kimliğimiz, kimdik biz
| La nostra identità nella depressione, chi eravamo
|
| En azından şimdilik yanıtı giz
| Nascondi la risposta almeno per ora
|
| Onlar, ben, sen, o, siz, biz
| loro, io, tu, lui, tu, noi
|
| Sorun var, sorunlar ve sorular ardından
| C'è un problema, dopo i problemi e le domande
|
| Kaçamıyor insan aklında kurduklarından bir an
| Non si può sfuggire per un momento a ciò che hanno stabilito nelle loro menti.
|
| Ya değilse sandığım gibi, ya daha da kötüyse sandığımdan
| E se non fosse come pensavo, o se fosse peggio di quanto pensassi
|
| Sorun var bulamadığımdan
| Non riesco a trovare il problema
|
| Sorun var, sorunlar ve sorular ardından
| C'è un problema, dopo i problemi e le domande
|
| Kaçamıyor insan aklında kurduklarından bir an
| Non si può sfuggire per un momento a ciò che hanno stabilito nelle loro menti.
|
| Ya değilse sandığım gibi, ya daha da kötüyse sandığımdan
| E se non fosse come pensavo, o se fosse peggio di quanto pensassi
|
| Sorun var bulamadığımdan | Non riesco a trovare il problema |